| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

BANK MATİK

5 "kredi" etiketi kullanan gönderi "kredi" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Krizde krediyi kesmedi...

Krizin etkili olduğu 2009’un ilk 6 ayında toplam kredilerde yüzde 28’lik büyümeyi yakalayan Ziraat Bankası’nın bu dönemdeki net kârı 1 milyar 785 milyon lira oldu

Ziraat Bankası’nın 2009’un ilk 6 aylık döneminde elde ettiği net kâr rakamı, yaşanan krize karşılık 1 milyar 785 milyon lira oldu. Bu rakam geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında net kârda yüzde 61’lik büyümeye işaret etti.
Bankanın toplam aktiflerinin 2009’un haziran ayı sonunda. Bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12 artış gösterdiği, burada da 117 milyar liraya ulaşıldığı açıklandı.
Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar, ulaşılan rakamlarda, kriz sürecinde tarıma, sanayiye ve bireysel müşterilere kesintisiz olarak sundukları kredi desteğinin önemini vurguladı. 

Kredilerde yüzde 28 artış
Ziraat’in son 5 yıldır sürdürdüğü kâr liderliğini 2009’un ilk altı aylık döneminde de sürdürdüğünü ileten Çağlar, bu dönemde bankanın 2.2 milyar lira brüt kâr elde ettiğini, vergi karşılığı düşüldükten sonraki net kâr rakamının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 61 artarak 1 milyar 785 milyon liraya ulaştığını ifade etti.
“Global dalgalanma ortamında, Ziraat Bankası, belirlediği stratejilerini kararlılıkla uygulamaktadır” diyen Çağlar, şöyle devam etti: “Banka, kredilerdeki büyüme politikasına uygun olarak, reel sektörün, tarım sektörünün ve bireysel müşterilerimizin finansman ihtiyaçlarını kesintisiz olarak karşılamıştır. Bu çerçevede, toplam krediler geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 oranında artarak 32.5 milyar liraya ulaşmıştır.”
Çağlar ayrıca, krizin etkilerinin en fazla hissedildiği Eylül 2008-Haziran 2009 döneminde, sektörün toplam kredileri yaklaşık aynı düzeyde kalırken, Ziraat’in kredilerinin yüzde 18 oranında arttığını, sektörün kredi artış tutarı olan 7.5 milyar liralık artışın yaklaşık 5 milyar lirasının Ziraat Bankası tarafından sağlandığını ve bu dönemde kullandırılan kredi hacminin haftalık 1 milyar liranın altına düşürülmediğini anlattı.

Kredi kartları kullanırken dikkat.

Bankalar için şirketlere kredi vermek, son yıllarda cazibesini iyice yitirdi. Kimin batıp kimin kalacağı belli değil. Kapı gibi sağlam şirketlerin ise alabilecekleri kredi miktarı belli. Hazine bonoları da eskisi gibi cazip değil.
Geriye kalıyor bizim sokaktaki vatandaş. Sigortalı bir işi ve düzgün bir geliri olan her Allah’ın kulu, bankalar için sağlam müşteri. Aylık geliri 1000 lira olan dar gelirli bile olsa farketmez; zira damlaya damlaya göl oluyor. İşten atılmasının da önemi yok; icra takibiyle yüklü faizler yürüterek ömür boyu maaşına
haciz konabiliyor!
Geçen hafta açıklandı. Kredi kartlarında
batık oranı, Türkiye’de ilk kez çift haneli rakamlara yükselmiş: % 10.47. Daha bu bir şey değil! Önümüzdeki aylarda kart borcunu ödeyemeyenlerin sayısında patlama olacağına bahse girerim.
Zaten Bankalararası Kart Merkezi’nin yılın ilk 6 aylık dönemine ilişkin açıkladığı veriler de ortada: Ekonomideki büyük çaplı daralmaya karşın, kredi kartıyla yapılan harcamalarda ve nakit avans kullanımında % 12’lik artış olmuş. Aksi olsa şaşardım. Krizle birlikte işsiz kalan insanlar sıkıştıkça ister istemez ellerindeki kredi kartlarına yüklendiler.
Görünen köy, kılavuz istemez! Birkaç ay sonra da maalesef onlar temerrüde düşecekler.

Şimdi al, 5 ay sonra öde
Pazartesi günkü
Radikal’in manşetiydi. Yılın ilk 7 ayında bireysel kredi ve kart borcunu ödeyemeyenlerin sayısı 3 katına çıkmış. Her ay 120-130 bin kişi iflas bayrağını çekiyormuş. Kredi borcunu ödeyemeyenlerin sayısı 1.6 milyon kişiye ulaşmış.
Televizyon reklamlarına bakıyorum: Hâlâ “Şimdi al, 3 - 5 ay sonra öde” diye bas bas bağırıyorlar. Artık
perakende sektöründe taksit sistemi, çoğunlukla kredi kartları üzerinden yürüyor. Üye işyerleriyle anlaşılarak, birkaç ay taksit öteleme, ekstra birkaç taksit gibi tüketiciye o anda çok cazip gelebilecek avantajlar sunuluyor. Tek kuruş ödemeden, aklınıza gelen her şeyi alabilir, evinizi tepeden tırnağa düzebilirsiniz! 3 ay sonra, sonsuz taksitli ödemeler başlayınca da eğer işsiz kalmışsanız ayvayı yersiniz.

Hizmette sınır yoktur!
Bankacılar, hizmeti vatandaşın ayağına götürmek (!) konusunda birbirleriyle yarış halinde: Kartlar uçuruyor,
sağlık hizmeti veriyor, F1 pistinde Ferrari test sürüşü yaptırıyor, çilingir buluyor...
İsteyene stil danışmanı, isteyene yelken ve dalgıçlık rezervasyonları, fala meraklıysanız
astroloji danışmanlığı, yeni doğum yapmış annelere “yeni doğan bebek servisi” hizmeti! Anlayacağınız hizmette sınır yok. Yahu bu kredi kartları olmadan, biz ihtiyaçlarımızı nasıl karşılıyormuşuz? İpin ucu biraz fazla kaçırılmış gelmiyor mu size? (Bu sorum, bankacılaradır).
Türk Genç İşadamları Derneği
TÜGİAD’ın Başkanı Lütfü Küçük’ün de vurguladığı gibi “Bir uçak mili hadisesi çıktı. Türkiye’de uçak mili biriktirmeyen insan kalmadı. Ama bakıyorsunuz, kişi bütün yıllık maaşını kredi kartıyla kullansa, bir iç hat bileti bile alamayacak durumda!”
Gerçekten de Shop&Miles’ın yıllar önce başlattığı bu uygulamayı güya artık tüm bankalar sağlıyor gibi duruyor; ama
THY ile anlaşmaları olmadığından diğerlerinin kartlarıyla mil toplayıp uçabilmek için, epey bir harcama yapmanız gerekiyor.

KGF’ye yeni kredi kanalı açıldı

kredi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), “son dönemde KOBİ’ler için can simidi” haline gelen Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) Olağan Genel Kurulu’nda yeni kredi kolunun yolunun açıldığını belirtti

Açıklamada, Hazine tarafından, KGF’ye aktarılarak bankacılık sistemi aracılığı ile KOBİ’lere kullandırılması planlanan 1 milyar liralık kaynakla ilgili olarak, bu genel kurulun yapılmasının beklendiği belirtilerek, “Aktarılacak 1 milyar lira kaynak karşılığında KGF yaklaşık olarak 11 milyar lira bankalara kefalet potansiyeline sahip olacak. Bu kaynak ayrıca, zor durumdaki KOBİ’lerin kredilerinin yeniden yapılandırılmasında da kullanılacak” denildi.
Genel kurulda, KGF’nin yeni yönetim kurulu üyeleri belirlendi.
Buna göre,
TOBB Başkan Yardımcı Faik Yavuz yeniden Yönetim Kurulu Başkanı oldu. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı’na ise Salih Tümer Şahin getirildi. Yönetim Kurulu’na TOBB’u temsilen Süleyman Yılmaz, Fatih Özatay, Numan Şakar, İskender Elverdi, KOSGEB’i temsilen İhsan Solmaz, Murat Arıkan ve Celal Hatipoğlu girdiler.
KGF’nin yüzde 50.99’u TOBB’a, yüzde 48.54’ü KOSGEB’e, kalan hisseleri ise
TESK, MEKSA, TOSYÖV ve Halk Bankası’na ait bulunuyor.
Bu arada, KOBİ’lerin 31 Aralık 2009 tarihine kadar birleşmeleri halinde birleşmeden doğan kazançları,
Kurumlar Vergisi’nden istisna tutulacak. 

Garanti’ye 600 milyon euro kredi

Garati Bankası, ihracatın finansmanında kullanılmak üzere uluslararası piyasalardan toplam 600 milyon euro karşılığı 1 yıl vadeli sendikasyon kredisi aldı

 Londra’nın ünlü oteli Claridges’te düzenlenen imza törenine Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen de katıldı. 15 ülkeden 31 bankanın katıldığı sendikasyon kredisi 109.974.375 dolar ve 517.312.500 euro tutarında iki birimden oluştu. Libor, eurobor artı 250 bps maliyetle gerçekleşti.
Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, uluslarası finansal piyaslardaki zorlu koşullara rağmen yurtdışında borçlanma yaratmak konusundaki başarılarını belirterek “Güçlü ilişki ağımız ve dış ticaretteki lider konumumuzla sağladığımız kaynağı ihracat yapan müşterilerimizin hizmetine sunacağız” dedi.

Krediyi sıkan bankalar şirketlerle ’borç barışı’na yöneliyor

 
Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Ersin Özince, "Bankalar kredi vermezseniz, reel sektör sırtınıza kalır" sözleriyle Başbakan Erdoğan’a destek verirken, reel sektöre de yeni bir yapılandırma çalışması içindeki oldukları müjdesi vardı. Bu plan üzerinde 2 aydır çalışıldığı öğrenilirken, Özince bunun ’mavi boncuk’ ya da ’kurtarma programı’ olmadığını söyledi.

TÜRKİYE Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Ersin Özince, Başbakan
Tayyip Erdoğan’ın bankaların kredi kanallarını kapatmaları yönündeki eleştirilerine hak verdi. Özince, "Başbakan diyor ya ’Bankalar kredi vermiyor’. Çok doğru. Bankalar reel sektöre hizmet yapmazsanız, reel sektör sizin sırtınıza kalır. Kredileri geri çağırma konusunda ben arkadaşlarıma dedim ki ’Aman ha’. Yarın çünkü o firma bizim üstümüze yatacak" derken, reel sektöre de bir müjde verdi. Özince, reel sektörün borçlarına yönelik yeni bir yapılandırma çalışması yaptıklarını ve bunu Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile görüştüklerini açıkladı.

Bankacılık ’abuk iş mi’

Ankara Sanayi Odası (ASO) Meclis toplantısındaki konuşmasında sektörünü de savunan Özince, Türkiye’de bankacılığın güçlenmesi, bankaların kredi verme alışkanlıklarının değişmesine, 2000 yılına göre 10 kat artmasına karşın, bankacılığın ’abuk bir işmiş gibi’ eleştirildiğini söyledi. Özince, birinin hatasının herkese mal edilemeyeceğini "Bina çöktü diye bir daha hiçbir binaya girmiyor musunuz" sözleriyle anlattı. "Bu şartlar altında hiçbir bankacının kredi vermemesi gerekiyor" diyen Özince, şunları söyledi: "Benim bankam dahil şu dönemde kredi vermekte de, yani kısa vadeli değil de, uzun vadeli kredi vermekte de fiyatlamakta da büyük sorun çekiyoruz. Neye göre fiyatlayalım biz bunu. Bugünkü fiyatlara göre fiyatlarsak birçok kişinin fizibilitesi bozuluyor."

Herkes fırsatçılık yapar

Türk bankacılık sektörünün "bal gibi" reel sektörle çalışmak zorunda olduğunu söyleyen Özince, "Bankalar fırsatçılık yapar mı" sorusunu şöyle yanıtladı: "Tabii yapar. Herkes fırsatçılık yapar. Şimdi ’bankalar fırsatçı dedi’ demeyin, herkes, her tüccar fırsatları değerlendirir. Bir kere bunda mutabık kalalım. Siz de mukabil fırsatları değerlendirirsiniz. Kortizonu kısa dönem kullanırsan tamir edebilirsin. Tabii ki bunu söylemekle fırsatçılığı makul görüyorum anlamına gelmesin."

Mavi boncuk değil

Özince, Ankaralı sanayicilere üzerinde çalıştıkları yeni planı ise şöyle anlattı: "Bu böyle mavi boncuk veya bir kurtarma programı değil. Bilakis imkanlarımız nispetince yapacağız. İmkanlar derken de en başta şu, ödeme kabiliyeti olan ve niyeti olan firmalarla bizim tahammül kabiliyetimiz. Bizim tahammül kabiliyetimiz neyle bağlantılıdır? Birincisi sermayemiz, ikincisi kaynak gücümüz. Yani bana şimdi libor 6’dan kaynak verirseniz ben yarın sizi libor 1.5’den yapılandıramam ama yapılandırmaya gayret ederim."

Yeni planda neler olacak

Üzerinde 2 aydır çalışılan program, reel sektörün tamamına dönük bir kanun örgörmüyor. Onun yerine bankalar kendi aralarında anlaşacak.

Aynı şirketten alacaklı bankaların kriz nedeniyle zora düşmüş borçluyu kurtarmak için gönüllü olarak bir araya gelmeleri ilk adım olacak.

Yasa gereği, kredi borcunun 3 ay ödenmemesi halinde borç otomatikman ’takipteki alacak’ kalemine aktarılıyor. BDDK’dan bu 3 aylık sürenin uzaltılması istendi.

Borç ertelemenin yani sıra şirketlerin taze kaynak ihtiyaçları da karşılanacak. Ancak bu taze kredinin nerede kullanılacağına bakılacak,

Bu kaynakla vergi, sigorta primi gibi borçların kapatılması, şirketleri rahatlatmayacağından, kamu borçlarının ertelenmesi de önemli bir destek olacak.

Batan krediler yüzünden ’zimmet suçuuyla’ yargılanmak isteyen bankacılar, bu maddenin değiştirilerek, bankacıların elinin rahatlatılmasını isteniyor